Cuma, Nisan 24, 2026

Edebi Sanatlar, Yani: “Kelimelerin Gücü Adına”

Betül Erol Baş
Marmara Üniversitesi-Edebiyat

Paylaş

İnsan var olduğu günden bu yana anlatma ihtiyacıyla yaşar. İçindekileri dökme, hissettiklerini açıklama ihtiyacı. Bazen sadece anlaşılmak, bazen de kendinden bir iz bırakmak için. Keşfedilen bütün kelimeler, sözler bunlar içindir ama söz yalın hâliyle de yeterli gelmez. Kelimeler aslında temel anlamlarıyla her zaman kifayetsizdir, sadece şiirlerde değil.

Edebiyat, kelimelerle oynamanın sanata dönüşmesidir ancak düşününce gündelik hayatta da bu oyuna muhtacızdır. Ne zaman bir derdimizi tüm detaylarıyla anlatmak istesek edebi sanatlara başvurmadan edemeyiz. Bazı duyguları kelimeler tek başına taşıyamaz. Söz sanatları bu konuya el atan yardımcı köprülerdir. Kelimelerin kapasitesini genişleterek onları süslerler.

Modern Türk edebiyatında edebi sanatları üç başlık altında incelemek mümkündür: Mecaza dayalı olanlar, anlama dayalı olanlar ve lafza dayalı olanlar. Divan Edebiyatında bunlar daha çok çeşide sahip olmakla birlikte ek olarak harflerle yapılan hünerler de vardır.

Mecaza dayalı sanatlar en çok kullanılanlardır. Şu şekilde sıralayabiliriz: Mecaz, Teşbih, İstiare, İrsal-i mesel, Kinaye, Tariz.

Mecaz: Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlamlarla yapılan edebi sanattır.

“Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?”

Mecaz-ı Mürsel: Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal!”

Teşbih yani benzetme en sık başvurulan sanattır.

“Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”

İstiare: Temel öğelerden (benzeyen, kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir.

“Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor/ Bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!”

İrsal-i mesel: Anlatıma güç kazandırmak amacıyla sözde, yazıda ya da şiirde atasözü, özdeyiş ya da çok bilinen, yaygın bir sözü kullanmaya denir.

“Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın”

Kinaye: Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılması kinayedir.

“Deli gönül hangi dala konarsın/ Senin tutunacak dalın mı kaldı”

Tariz: Sözcük anlamıyla “dokundurma”, “taşlama” demektir.

“Bu ne kudret ki Elifbâ’yı okur ezberden.”

Anlama dayalı söz sanatları ise şu şekilde sıralayabiliriz: Tezat, Tevriye, İstifham, Tecahül-i Ârif, Teşhis, İntak, Hüsn-i Talil, Mübalağa, Tekrir, Telmih, Tenasüp.

Tezat, iki karşıt düşüncenin bir arada söylenmesidir.

 “Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz.”

Tevriye: Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü herkesçe bilinen (yakın) anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir.

“Sert oldu hava çıkma koyundan kuzucağım”

İstifham: Sözü, cevap beklemeksizin anlamı güçlendirmek için soru soruyormuş gibi kullanma sanatıdır.

“Olur mu dünyaya indirsem kepenk/ Gözyaşı döksem Nuh Tufanı’na denk?”

Tecahül-i Ârif: Bir anlam inceliği yaratmak ya da nükte yapmak için, şairin, çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecâhül-i ârif denir.

“Su insanı boğar, ateş yakarmış”

Teşhis: İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara mal edilmesiyle gerçekleştirilen mecazlı bir anlatım özelliğidir.

“Bir bulut gezer yayla yayla Anadolu’yu”

İntak: insan dışındaki canlı ve cansız varlıkları konuşturma sanatıdır.

“Küçük bir çeşmeyim yurdumun/ Unutulmuş bir dağında”

Hüsn-i Talil: Herhangi bir olayı gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır.

“Güller ki yüzünün renginden utandıkları için kızardılar”

Mübalağa: Bir özelliğin ya da durumun olduğundan daha çok gösterilmesidir.

“Deniz mürekkep olsa / Yazılmaz benim derdim”

Tekrir: Sözün etkisini güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır.

“Ey varlığı varı var eden var!”

Telmih: Söz sırasında, herkesçe bilinen bir olayı geçmişteki bir olaya, ünlü bir kişiye, bir inanca işaret etmeye, onu anımsatmaya telmih denir.

“Ekmek Leylâ oldu dostlarım / Mecnûn oldum peşi sıra giderim.”

Tenasüp: Anlamca birbiriyle ilgili kavramların bir arada kullanılması sanatıdır.

“Titrerdi o bûsenle açan gonca gülünce”

Lafzla ilgili söz sanatları ise şunlardır: İştikak, Cinas, Akis.

İştikak: Aynı kökten türeyen sözcükleri bir arada kullanmaya iştikak denir.

“Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler / Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.”

Akis: Bir cümle ya da dize içindeki sözleri ters çevirerek söylemeye akis denir.

“Her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır”

Cinas: Yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı olan sözcükleri bir arada kullanma sanatıdır.

“Her nefeste işledim ben bir günâh/ Bir günâh için demedim bir gün âh”

Bir şeyi doğrudan söylemek yerine başka bir şey üzerinden anlatmak, alıcıyı da bu oyunun içine çeker. Okuyucu, pasif bir alıcı olmaktan çıkar; anlamı kuran bir ortak hâline gelir. İşte sözün özü burada daha belirginleşir: Söz tek başına tamamlanmaz, tamamlayan biraz da okuyanın zihnidir.

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir