Klinik Psikolog olarak tanıdığımız Zeynep Bozbek Türkyılmaz Hanım meslekî kimliği dışında sizce kimdir, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Anne ve baba tarafından Balıkesirli, ama Erzurum’da doğdum. İstanbul’da yaşıyorum. Evliyim, gezmeyi ve kamp yapmayı çok severim. Müziğe karşı ilgili, yeni şeyleri öğrenmeyi ve deneyimlemeyi çok seven, renkleri ve yüzmeyi seven biri diyebilirim.
Psikoloji alanındaki çalışmalarınızın yanı sıra müzikle de ilgilendiğinizi biliyoruz. Erbane ile tanışma hikâyeniz nasıl başladı?
Aslında erbane dışında daha uzun yıllardır ney üflüyorum. Müzikle ilkokulda flüt ile başlayıp birçok parçayı kulaktan çalmaya başlayınca, müziğe dair ilgim başladı 14 yaşında ise ney öğrenmeye başladım. Tüm ergenlik sürecimde ney üflemek bana çok iyi gelmişti. Sonrasında Neyi öğrenince başka müzik aletlerini öğrenmek istedim bir ara yan flüt öğrendim, bir nevi müzik aletlerinin çoğuna ilgim vardı, arayış gibi. Ama fark ettim ki zaman içinde en çok ritim çalmak istiyordum. Erbaneyi şu an kendisinden ders aldığım hocam olan Selahattin Anarı konserde dinlemiştim çok etkileyiciydi orada erbaneyle tanıştım şimdi bir süredir de erbane öğreniyorum. Aynı zamanda bir kadın orkestramız var kadınlardan oluşan ve kadınlara yönelik müzik yapan bir grup orada da erbane çalıyorum.
Sanat terapisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Psikolojide bu yöntemin yeri ve önemi sizce nedir?
Sanat terapiyi çok seviyorum, insanı anlamaya dair güçlü bir yöntem. Kendimizi ifade etme de alternatif birçok yol sağlıyor. Yeni yeni yaygınlaşıyor, insan bazen yaşadıklarını doğrudan konuşamaz anlatamaz. Sanat terapi bu noktada belki bir çizim, belki bir şiirle, bir ritimle konuşulmayanı farklı yollarla ifade etmemize araç oluyor. Diğer yandan kendini tanıma, farkındalık oluşturma da sanat oldukça işlevsel, bilinçdışı süreçlerini biraz daha somutlaştırarak ortaya koyuyor.
Diğer yandan sadece anlatmak değil sanatın kendisi bir şeyi “dışarı çıkarmak”, “dokunmak”, “görmek” anlamına gelir. Bu da kişide kendi duygularını düzenleme becerisini desteklemiş oluyor aslında.
Tefekkür, yani derin düşünme ve içe dönme hali, psikolojik açıdan çok değerli bir süreç. Sizce sanat bu süreçte nasıl yardımcı oluyor?
Sanatın ruhu incelttiğine inanıyorum, daha farklı bakmaya yardımcı olduğunu gözlemliyorum. Kendi içsel süreçlerimize dönerken sanat çok yumuşak bir şekilde o içe dönmeyi sağlıyor, incitmeden yıpratmadan o yolculuğu farklı açılardan yaptırmayı başarıyor.
Aynı zamanda sanat odaklanmayı artıyor böylelikle o derin düşünmede kalabilme, o an da durabilmeyi ve zihni dinginleştirerek tefekküre zemin hazırlıyor.
Türkiye’de psikoloji ve sanatın daha çok iç içe geçmesi için neler yapılabilir?
Ben herkesin bir sanat dalıyla ilgilenmesini, temas etmesini önemsiyorum. Herhangi bir yeteneğe gerek yok bu konuda. Sanat terapinin en güzel tarafı estetik kaygı gözetilmiyor, önemli olan kişinin kendini yansıtması. Bu sebeple sanat terapiye gidilmese de herhangi bir sanat dalını deneyimlemek, kendimize temas etmemize yardımcı olur. Sanatın biraz daha yaygın olması, sanatın bir gruba atfedilip orada kalmaması her meslek grubunun bir noktada temas etmesi bu birlikteliği artıracaktır.
Psikoloji okumak isteyen yeni mezun öğrencilere neler tavsiye edersiniz?
Psikolog olmak uzun bir süreç, lisans bittiğinde her şey yeni başlıyor gibi, maddi manevi emek verip sürekli geliştirmek için eğitimler alınması gerekiyor. Tercih yapmadan önce buraları iyi değerlendirmelerini öneririm. Onun dışında öğrenmeyi seven, meraklı insana dair ilgileri varsa çok keyifli bir bölüm.
Kudüs deyince aklınıza gelen ilk kelime?
Özgürlük
Tatil için tercih ettiğiniz yer: Deniz mi, dağ mı?
Denizzz
Hayatınızda en çok ilham aldığınız kişi?
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Ruh halinizi en iyi yansıtan kelime?
Renkli
En çok dinlediğiniz müzik türü?
Sözsüz müzikler
Kendinizi en huzurlu hissettiğiniz an?
Deniz
