Cuma, Şubat 27, 2026

Kavanoz Kapağı Açabilen Kadınlar

Elif Akyol
Doğuş Üniversitesi-Türk Dili ve Edebiyatı

Paylaş

Yüzyıllar boyunca kadınlar hep bütün ev işlerini yapabilecek düzeyde yetiştirildiler. Aynı anda hem ütü yapıp, hem çamaşır makinesine bakabiliyor, ya da hem yemek yapıp hem de ortalığı toplayabiliyorlardı. Fakat bunca işe rağmen yapmadıkları tek bir şey vardı; kavanoz kapağı aç(a)mamak… Bu sorun günümüzde de hâlâ devam etmektedir. Günümüzde evli ya da ilişkisi olan kadınlar pilot, özel harekat, dışişleri bakanı gibi büyük mesleklere sahip olsalar bile, bazen bir kavanozun kapağını bile açamayacak ya da açmak istemeyecek mertebeye gelebilirler. Burada kavanoz kapağı sadece bir metafordur. Bu metafor aslında açabiliyor olsalar bile o an açmak istememek duygusu, bir diğer yandan bende buradayım, biraz da benimle ilgilenin çağırısıdır. İçimizde ki ilgi açlığı ve yükümüzün biraz hafiflemesini istememiz, bizi en basit eylemleri bile yapamıyormuş gibi gösterebilir. Oysa burada anlatılmak istenen günün yorgunluğunun oluşturduğu o duygusal boşluğu tek bir basit hareketle unutmak istememizdir.

Bir diğer taraftan ”Kavanoz Kapağı Açabilen Kadınlar” tabiri yukarda bahsettiğim meslekleri yapan, ya da çocukluktan beri kendi ayakları üstünde durarak büyümek zorunda kalan kız çocukları simgelemek için kullanılmış bir tabirdir. O çok güçlü, ona hiçbir şey işlemez, o her şeyin üstesinden gelir gibi cümleleri sık sık duyarlar. Ve bu yüzden çevrelerinde sırtlarını yaslayabilecekleri ya da oturup dertleşebilecekleri kimse yoktur. Peki hiç düşündünüz mü, o kadınlar o kadar güçlü olmak istiyorlar mı? Ya da o an yere yığılacak kadar yorgun ya da mutsuz hissetseler bile, bir şey yok diyecek kadar dik durmak istiyorlar mı? Hayır, ama başka türlü davranmayı bilmiyoruz ki, dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü çocukluğumuzdan beri ne zaman ağlasak ya da mutsuz olsak, buna mı üzüldün yani diyerek geçiştirildik. Bu da bizde duygularımızı gizleme ya da görmezden gelme sorununu oluşturdu. Evet artık bizde biri kalbimizi kırsa, bize kötülük yapsa bile ”Sorun yok, umurumda değil.” deyip önümüze bakacak şekilde yaşıyoruz. Ama önümüze baktığımız her yolda o anı tekrar tekrar yaşıyoruz. Bunun ise tek çözümü kalbimizin kapılarını da o kavanozun kapağını kapattığımız gibi sımsıkı kapatmak ve içeri girmek isteyeni o kapağı açmaya mecbur etmek. Çünkü kavanoz kapağı açmak seninle ilgileniyorum ve seni gerçekten mutlu etmek istiyorum, açmamak ise bunun için mi geldin yani, buna vaktim yok imajı vermektedir. Bu yüzden hayatımızda hep yaptığı en basit olayı bile lütuf olarak gören değil de, en basit şeyi bile yapmaktan gocunmayan hatta içinden gelerek yapan kişilere öncelik vermeliyiz. Burada bahsettiğim bir ilgiye ya da yardıma muhtaç olmak değil, hayatını biriyle paylaşmak istemek duygusudur. Çünkü ayakta dik durmamızı sağlayan o güç bazen ruhumuzu dik tutamaz ve sevmeye, sevilmeye ihtiyaç duyarız. Güçlü kadınlar hep yalnız olmaz, esas yalnız olmayan ve yanında onun gücünden gurur duyup, bunu ona hissettiren birileri olan kadınlar güçlü olur. Çünkü aynaya bakıp sen çok güçlüsün diyerek kendini motive etmek yerine, kendi gücünün farkına birisinin sana imrenmesinden ve ”Sen çok güçlüsün, biliyorsun değil mi?” demesinden varmak bir kadını daha da çok motive eder. Çünkü aslında bazen o güne kadar güçlü olduğunun farkında bile değildir ve dünyayla olan savaşını çok normal ve olağan görür. Ama aslında o güne kadar bir insanın dayanabileceğinden daha fazla şeylere dayanmıştır, sadece farkında değildir. Bunu anladığı an ise içinde koca bir boşluk açılır ve oraya ”Ben ne kadar güçlüymüşüm…” farkındalığı yerleşir. Ve hayatında ona bunu hissettirecek birisi olmayan ve o farkındalığı yaşayan kadınlar size yazıyorum, ”Siz çok güçlüsünüz, ama sadece kavanoz kapağı açabildiğiniz için değil, ruhunuzda bütün hayatın iradesini taşıdığınız ve bir an bile bundan gocunmadığınız ve o kavanozun içinde çiçek yetiştirebildiğiniz için. Ve sizden rica ediyorum, o ruhu sadece onun dilinden anlayana gösterin. Çünkü o dili de sadece onu yaşayan bilir. Yaşamayana anlatmak ise o güzel ruhunuz için sadece bir zaman kaybıdır. Çünkü çiçeklerin kokusunu sadece, dikenin acısına katlanan alır…

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir