Cuma, Mart 27, 2026

Hayat Yolculuğundaki Azık

Rumeysa Kette
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi-İslami İlimler

Paylaş

Resulullah’a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duyulan sevgi Müslümanların kalbinde büyük bir yer edinmiş ve O’nu sevmek inancımızın gereklerinden biri olarak günümüze kadar gelmiştir. Şüphesiz kıyamete kadar da devam edecektir. Bu, insanları iyileştiren, toplumları geliştiren bir sevgi ve bağlılık örneği olmalıdır. Asırlardır tarihimize, ilim geleneğimize iz bırakıcı eserler veren âlimlerimiz, bilhassa Peygamberimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatı için hususi eserler kaleme almışlardır. O’nun bütün hayatı bize en güzel örnek ve yol göstericidir. O’nun hayatının her anını tek tek kaleme alanlardan biri de İbn Kayyım el Cevziyye’dir.

ÇALKANTILI BİR DÖNEM

Şam diyarının bereketli topraklarında hicri 691, miladi 1292 yılında doğan İbn Kayyım, ilim geleneğine sahip bir aileye gözünü açmış ve ilk eğitimini de babasından almıştı. Döneminin meşhur âlimlerinden ders alan İbn Kayyım’ın asıl hocası İbn Teymiyye olup bilhassa fıkıh tahsilini kendisinden okumuştur. Daha hocası hayattayken onun yanında ders vermeye başlayıp yaşadığı bölgedeki Cevziyye Medresesi’nde imamlık yapmış ve bu isimle anılmıştır. Sadriyye Medresesi’nde hocalığa başladıktan sonra bu görevini hayatının sonuna kadar devam ettirmiş, hatta kendisinden sonra iki oğlu da aynı medresede hocalık yapmıştır.[1] Hicri 751, miladi 1350 yılında vefat etmiş ve ömrünü geçirdiği Şam’a defnedilmiştir.

İbn Kayyım’ın hayatı İslam dünyasının karışık ve çalkantılı bir dönemine denk gelmiştir. Müslüman hükümdarların birbirleriyle çekişmeli olduğu, Haçlı savaşları bittiği hâlde etkisinin sürdüğü ve Moğol saldırılarının hem maddi hem manevi zararlarının devam ettiği bir dönemde yaşamıştır. O zamanlarda İslam dünyasının içine düştüğü zafiyet büyümüş, ilim çevresindeki taassup ve mezhepçilik artmış bir yandan da Bâtınîlik yayılmaya devam etmişti. İbn Kayyım, bu sorunların çözümünün akideyi düzeltmek ve Selef mezhebine geri dönmekte olduğunu söyleyen âlimler arasındaydı.

İmam Gazali, İbnü’l Cevzi, İbn Hazm gibi isimlerden etkilenerek fikir dünyasını geliştiren İbn Kayyım, zengin bir kütüphaneye sahipti. İbn Teymiyye’nin talebeleri arasında en zahidi ve müctehidi olarak anılıyordu. Belirli bir ilimde otorite sayılmasa da kelâm, tefsir, hadis, fıkıh ve usûl-i fıkıhta derinleşerek farklı alanlarda yüze yakın eser vermiştir. Akıcı bir üsluba sahip eserlerinin sadece az bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Onun en meşhur eserlerinden biri de Zâdü’l-meʿâd olmuştur.

NEBEVİ HİDAYET

Tam adı Zâdü’l-meʿâd fî hedyi ḫayri’l-ʿibâd olan bu eser, el-Hedyü’n-nebevî olarak da bilinir. Türkçe basımlarında “Resulullah’ın Yaşadığı İslam” veya “Resulullah’ın Rehberliğinde Ahiret Hazırlığı” isimleriyle de karşımıza çıkan bu beş ciltlik kitap, ilk bakışta siyer kitabı gibi görünse de birçok alana temas eden, türünün ilk örneği olan bir eserdir. İbn Kayyım, sadece Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatını anlatmamış, O’nun hayatındaki her işi ayrı ayrı başlıklarda ele almıştır. Gerek günlük işlerini gerekse de hayatındaki önemli olayları bazen akaid, bazen fıkıh gibi alanlarla ilişkilendirerek geniş bir bakış açısı sunmuştur. O zamana kadar kitaplar tek bir ilim dalıyla ilişkili olarak yazılırken İbn Kayyım bu eserde siyerden hareketle akaidi, hadisi ve fıkhı birleştiren yeni bir tür ortaya koymuştur.[2]

Kitap, Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biyografisiyle başlayıp nesebi, sütanneleri, dadıları gibi konular hakkında bilgi verir. Vahyin gelişi ve hicret anlatıldıktan sonra da önemli olaylara değinerek devam eder. Çocukları, kendisine hizmet edenler, kâtipleri, müezzinleri, kumandanları, şairleri, silâhları, binekleri, giyim kuşamı, yemesi içmesi, evliliği ve hanımlarıyla geçimi, uyuması, yürümesi, oturması, tıraş olması, konuşması ve susması, gülmesi ve ağlaması, hitabeti gibi konular üzerinde durulur; abdesti, namazı, zekâtı, orucu, haccı, umresi, kurbanı, zikirleri, duaları, cihadı, ona gelen ve giden elçiler hakkında bilgi verilir. Nikâh, talâk, alışveriş ve diğer konulara dair verdiği hükümler ele alınır. Eser, alışveriş bahsiyle sona erse de bir görüşe göre kitabın şu anki hâli aslında tamamlanamamıştır.

İbn Kayyım’ın Şam’dan hac için çıktığı bir yolculukta kitapları yanında bulunmazken bu eseri kaleme aldığı bilinmektedir. Onun bu eseri bir yolculuk esnasında kaleme alması Müslümanların hayat yolculuğuna, bu kitap da yolculuk için gerekli bir azığa benzetilmiştir. Zâdü’l-meâd’ın birçok farklı nüshası günümüze ulaşmış ve farklı ülkelerde basılmıştır. Türkçeye de çevrilen bu kıymetli eser, günümüzde ulaşılabilir olup kendisinden istifade edilmeyi beklemektedir.[3] Allah Teala bize bu mirası bırakan İbn Kayyım’a rahmet eylesin. İstifade edebilenlerden olmak duasıyla.

“Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Taif’tir, kimi Hayber’dir.
Fethedemedik ya Muhammed,
Senelerdir

Uçsuz bucaksız çöllerde,

Yine, izler gelenlerin,

Yollar gideceklerindir.” [4]                                                                                                        

[1] TDV İslam Ansiklopedisi, İbn Kayyım el Cevziyye

[2] “Zâdü’l-meʿâd”, TDV İslam Ansiklopedisi

[3] Bkz. Zadül Mead Rasulullah’ın Yaşadığı İslam, Pınar Yayınları/Zâdü’l Meâd, İklim Yayınları

[4] Arif Nihat Asya, “Naat” Şiiri

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir