Perşembe, Mart 26, 2026

Gel Ey Ramazan!

Tuba Arslan
Kilis 7 Aralık Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı

Paylaş

Gel ey Ramazan!

Kuyulara yuvarlanan on bir ayımıza uzat elini.

Çek çıkar bataklığa saplanmış ahir zaman hallerimizi.

Saç… her günü rahmet katarlarının ikram ettiği;

Yaşlı yüreklerimize taze çocuk neşelerini.

Gel.

Kurşini ayinler ve vebal yüklü pişman kâzâlara,

Bir şansı daha elde etme müjdesini.

Bilmem hangi beldelere yağan gözyaşları indirir billur kanatlı rahmet meleklerini.

Vesilesi bir zırh belliyoruz seni.

Kalpleri pişmanlıktan fokurdayan utangaç gençliğe,

Geçmişi israf nehirleri akıtmış gözyaşları titrek acize.

Bahçemize dadanmış ayrık otlarına.

Tutunamadığımız davamıza

Çığlıklarına varamadığımız yetim çocuklara

Seccadesinden başka gözyaşına adres bulamayanlara.

Gel, bak ki kuşların gagalarına sevinç ötüşleri yerleşecek.

Gözlerimiz, buğulu çocuk masumiyetinde…

Sende mevcut.

Faniliğimiz müşahadeye yetemeyecek

Kimbilir, tayf akacak

Sokak aralarına, kaldırım taşlarına, kedi patilerine, kuzgun sürülerine, pencerelerden gönüllere…

Küskün yetimin avcuna, dağ eteklerine, deniz derinliklerine, tundranın soğuğuna,

Elemliye, mücrime…

Arş ile ferş arasına kurulu bir pazar,

Hatta belki melekler şahit kurulu rahmet panayırı.

Topla bizi ey Ramazan!

Mübarek bir tespih tanesine, ulvi bir besteye en çok Rabb’in rızasına.

Koca bir çınarsan köklerinle besle.

Seninle coşan rahmet denizine tebdil eyle.

Kayboluyoruz bu çağın manasızlaşan heyhulasında.

Açılan ellerimizdeki utangaç defoları arındır, leyle-i Kadir ile.

Tut bizi ey Ramazan!

Senden sonraki on bir ay tekrar sana varma zamanına.

İmanla, heyecanla, muhabbet ile tut.

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir