Cehr-i mürekkebe ne hacet
Ulema, dehşetine yetişmez şayet
Cühela herdem galip hayret
Bu asrın, her zerresi afet
Asır dediğim çağdan muaf
Gönüller olmuş asra tuhaf
Cahiller meydanda batıla taraf
Şimdi cenk vakti, kalkanım Mushaf
Şiirimin Tevili …
CEHR-İ MÜREKKEP
“Cehr-i mürekkebe ne hacet”
→ Artık yüksek sesle (açık açık) yazmaya, mürekkep dökmeye, kalem oynatmaya ne gerek var?
(Çünkü sözün, ilmin değeri kalmamış; yazı bile faydasız olmuş anlamı var.)
“Ulema, dehşetine yetişmez şayet”
→ Âlimler bile bu çağın dehşetine, karmaşasına yetişemiyor.
(Bilginler bile şaşkın; çağın kötülüğü karşısında aciz kalmışlar.)
“Cühela herdem galip hayret”
→ Cahiller daima galip, akıl sahipleri ise hayret içinde.
(Yani bilgisizler öne geçmiş, hakikati bilenler şaşkınlıkla seyrediyor.)
“Bu asrın, her zerresi afet”
→ Bu çağın her bir zerresi, her yönüyle bir felaket.
—
“Asır dediğim çağdan muaf”
→ Gerçek “asır”, yani hakikî zaman, bu çağdan uzakta, bu çağdan muaf olmalıydı.
(Yani bu çağ, zamanın yüz karası gibi görülüyor.)
“Gönüller olmuş asra tuhaf”
→ İnsanların gönülleri garipleşmiş, çağın garipliğine uyum sağlamış.
(Gönüller safiyetini yitirmiş, bu tuhaf zamana benzemiş.)
“Cahiller meydanda batıla taraf”
→ Cahiller, meydanlarda açıkça batılın yani yanlışın safında yer almışlar.
(Hakikati savunan az, batılı savunan çok.)
“Şimdi cenk vakti, kalkanım Mushaf”
→ Artık mücadele zamanı; benim kalkanım Kur’an’dır.
(Yani bu fitne dolu çağda en büyük koruma, ilim ve imandır; Kur’an’la savunurum kendimi.)
