Çarşamba, Şubat 4, 2026

“Bir Yıldız Doğdu!”

Saliha Türkmen
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi-İslâmi İlimler İstanbul Üniversitesi-Matematiksel Fizik

Paylaş

Gece gökyüzünde parıldayan milyonlarca ışıltının büyük bir çoğunluğuna “yıldız” denirken bazılarına neden gezegen denir? Bir yıldıza ne zaman “yıldız” denir? “Bir yıldızın doğumu” veya “bir yıldızın ölümü” ile ne kastedilir?

Karanlık gecelerde gökyü­zünü ışıldatan, konumları neredeyse hiç değişmeyen1 milyonlarca yıldız, gün kelimesin­den türetilmiş olan gündüz yıldı­zı, Güneş gibi ısı ve ışık kaynağı cisimlerdir. Isı ve ışığa sebebiyet veren şey ise tüm yıldızlarda aynı­dır; yıldızın çekirdeğinde gerçek­leşen enerji üretimi. Her yıldızın, yıldızın merkezinde gerçekleşen bir çeşit patlama sonucu bu enerji üretimini gerçekleştirmiş oldu­ğu düşünülmektedir. Ancak bir şeyi anlamak güçtür; merkezde gerçekleşen bu enerji üretimi ne zaman ve nasıl başlamıştır? İlerle­yen dönemlerde bu enerji üretim mekanizması nasıl bir şeye sebe­biyet verecektir?

Bir yıldızın oluşumu uzun, karmaşık ve sancılı bir süreçtir. Bu sürecin “gaz ve toz bulutu” olarak tanımlanan “bulutsu”lar­da meydana geldiği düşünülmek­tedir. Bulutsular kâinatın yıldız oluşum bölgeleridir ve içerisinde en fazla bulunan madde, suyu da oluşturan maddelerden biri olan Hidrojen atomudur. Farklı ele­mentleri ve molekülleri ise daha az barındıran yoğun bulutlardır. (Bulutsuların nasıl oluştuğu baş­ka bir yazının konusu olabilecek kadar kapsamlı bir konudur.) Bu­lutsular, bir yıldızın sahip olduğu madde miktarından genellikle çok daha fazla madde miktarına sahip olabilmektedir. Ayrıca son derece durgun bir yapıya sahip oldukları için ortamdaki sıcaklık son derece düşük olmaktadır.

YILDIZ OLUŞUMU BAŞLIYOR

“Kuvvet” kavramının tam ola­rak neyi ifade ettiği hâlâ tartışma konusu olsa da kütleye sahip olan maddelerin birbirlerine çekim kuvveti uyguladığı uzun zamandır bilinmektedir. Dünyanın Güneşin çekim etkisiyle Güneşin etrafında dönmesi, Ay ve diğer yapay uy­duların Dünyanın çekim etkisiyle Dünyanın etrafında dönmesi, bu kuvvetin varlığını gösteren örnek­lerdendir. Yıldızların oluşum me­kanizması da bu temel kütle çe­kim prensibi ile ilişkilendirilir. Bu prensibe göre bir kütle ne kadar fazlaysa o kadar daha fazla çekim kuvveti oluşur. Ayrıca yakındaki bir cisim, uzaktaki bir cisme göre çok daha güçlü bir kuvvetle çeki­lir.

Bulutsuların, kendilerine nis­peten yakın bir bölgede gerçek­leşen bir patlamanın veya bazı çarpışmaların ortaya çıkardığı şok dalgaları ile sahip oldukları durgun, sakin yapı bozulur. Bu şok dalgaları bulutsuyu oluşturan maddelerin hareketlenmesine ve birbirleriyle çarpışmalarına se­bep olur. Durgun yapılarının bo­zulmasıyla birbirlerine daha fazla yaklaşmış olan gaz ve toz zerre­cikleri, çarpışmalarının ardından daha büyük parçacık yığınları oluşturmaya, bu büyüyen yığınlar da daha güçlü bir kuvvetle civar­larındaki parçacıkları çekmeye başlar. Bu şekilde gittikçe daha da büyük bir hızla büyüyen parçacık yığınları meydana gelir.

Birbirleriyle etkileşerek yığın hâline gelen bu yeni yapıların her biri, dönme hareketi yapmaya da meyyaldir ve yavaş yavaş küresel

yapılar oluşturmaya başlarlar. Bu küresel yapıların merkezi, madde açısından yoğunluğu en yüksek olan bölgedir ve bu sebeple kütle çekim kuvveti ile çekilen yeni par­çacıklar da bu merkeze doğru ha­reket etme meylinde olacaktır.

Burada ortaya yeni bir soru çı­kar; bu kütle çekim kuvveti etkisi altında yığılan yaygın tabirle “çö­ken” bu cisimler, çöküşlerini ne zamana kadar devam ettirirler?

Merkezdeki yoğunluğun yük­sek olması, daha fazla maddenin daha küçük bir noktaya toplanma­ya çalışması anlamına gelir. Dola­yısıyla bu yapıların merkezinde basınç ve sıcaklık gittikçe artar. Basıncın giderek artması, kütle çe­kim kuvveti ile merkeze doğru çe­kilen maddelerin bu noktada top­lanma hareketini gittikçe daha da güç hâle getirmeye başlar ve mer­kez yavaş yavaş denge durumuna gelir. Böylece çöküşün başlama­sından birkaç milyon yıl sonra çöküşün gerçekleştiği bölgelerden yeterli miktara sahip olanların her birinde “önyıldız” adı verilen birer cisim meydana gelir.

“BİR YILDIZ DOĞDU!”

Atomlar maddeleri oluşturan en küçük yapı taşlarıdır. Temel olarak bir çekirdekten ve çekirde­ğin çevresinde bulunan elektron­lardan meydana gelir. Çekirdeğin farklılığı, maddenin tamamen farklı olması anlamına gelir ve bir maddenin başka bir maddeye dö­nüşmesi yani bir çekirdeğin dönü­şüp farklı bir çekirdek hâline gel­mesi olağan şartlarda genellikle mümkün olmayan bir durumdur. Bu dönüşümler çok büyük ener­jilerin ortama saçılması demektir ve genellikle etkisi fazlasıyla his­sedilen olaylardır.

Önyıldızların zaman içerisinde geçirdikleri bir dizi fiziksel sürecin ardından (örneğin çöküşe katılan maddenin büyük bir çoğunluğunu dışarı püskürtmesi) yıldız oluşum evresindeki çöküşün son aşaması başlar ve merkezdeki sıcaklık ve basınç çok yüksek seviyelere ula­şır. Bu aşamada sıcaklık, bir Hid­rojen atomunun çekirdeğinin de­ğişmesine sebebiyet verecek kadar yükselmiştir ve bu şartlar oluştu­ğunda yıldızda en fazla bulunan Hidrojen atomları birbirleriyle etkileşerek farklı atomlar oluştur­maya başlarlar. Bu ise çekirdekte bir değişimin meydana gelmesidir ve bu gibi çekirdek değişimlerinde ortaya çok büyük miktarda enerji saçılmaya başlar. Buna “termo­nükleer füzyon” adı verilmektedir.

Her önyıldız çok büyük mik­tarda Hidrojen atomu içerir ve dolayısıyla yeterli sıcaklığa ulaşan önyıldızın merkezindeki Hidrojen atomlarının termonükleer füzyo­nunun başlaması ortama çok bü­yük miktarlarda enerji saçılmaya başlaması anlamına gelir. Tam da bu anda, yani yıldız oluşumunun başlamasından milyonlarca yıl sonra, bir yıldız doğmuştur.

“Bir yıldızın doğumu” ile kas­tedilen mana bu şekilde keşfe­dilmişken gezegenlerin ise kendi enerjilerini üretemeyen yalnızca üzerlerine yansıyan ışığı bir ayna misali yansıtan cisimler olduğu da keşfedilmiştir. “Bir yıldızın ölümü” ile kastedilen mana ise bambaşka bir tefekkürün kapısını aralayan sancılı bir başka süreçtir.

“…Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru.” 2

1 Dünyanın kendi etrafındaki dönüşünden kaynaklanan hareket yıldızların hareketleri ile karıştırılmamalıdır.

2 Âl-i İmran Suresi, 191

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir