Pazar, Kasım 30, 2025

Aykırı Fikirlerin Forumları

Banu Beyza Er
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi-Mimarlık

Paylaş

Normal dediğimiz kavram toplumun genel kabul gören kurallarına uygun olandır. Fakat toplumun anormali benimseyeceğini hiç düşünmeyiz. Belki de yanlış kabul edilen doğru, doğru kabul edilen değerler yanlıştır. Çoğunluk tarafından kabul gören düşüncelere itaat ettikçe güvenli bölgede kalırız. Fakat Kuran-ı Kerim bize birçok ayette “Akıl et!” diye emreder. Zihnimiz sonsuz bir okyanus gibidir. Etraftaki sesler, fikirlerimizi bastırıyorsa kendimize ait bir şiir yazamayız, yalnızca yazılanları okuruz. Fakat farklı olmanın bir bedeli vardır. Eleştiriye karşı sağlam durmanın bedeli dışlanmayı göze alabilmektir. Yalnız hissettiğinde içindeki kalabalıktan destek almak, herkes dur dediğinde pes etmeden devam edebilmek gerekir.

Genellikle form, normu baz alır. Bazen ise norm, forma göre şekillenir. Fa­kat tasarım, kendini tekrarladıkça özünü kaybeder. Çünkü her eser kendi toprağında çiçek açar. Bazı tasarımcılar alışılmışın çok ötesi­ne çıkmıştır. Mimari anlayışları herkese hitap etmese bile öncü­dürler. Yaptıkları eserlerle yeni bir mimari akım doğurmuşlardır.

AKIMLAR SILSILESI

Dekonstrüktivizm, hem mo­dern mimariden izler taşıyan hem de eski ile bağ kuran mimari bir akımdır. Dekonstrüktivizmi anlamak için geçmişini bilmek ve nereden geldiği hakkında fikir sahibi olmak gerekir. Çünkü bu akım da çoğu akım gibi önceki akımlara başkaldırarak ortaya çıkmıştır.

Modernizm; felsefeden ede­biyata birçok alanın evrilmesine yol açmış bir akımdır. Bu akım mimariye ise 19. yüzyılda yansı­mıştır. Geleneksel kalıplara karşı çıkan modern mimarlığın temel aldığı ilke görselden ziyade fonk­siyondur. İşlevi etkilemeyen her eklenti gereksiz olarak görülür. Modernist mimar Adolf Loos’un “Süsleme suçtur.” manifestosu bu akımı anlatan en iyi ifade olabilir.

Fakat gün geçtikçe yapılan tasarımları monoton bulan kesim­ler olmuştur. Belki de bilinçaltı, zihnine kazınan eski resimleri görmek istemiştir. Bir süre sonra ise etrafa ayna yerleştirilmiş gibi birbirine benzeyen binalar yayıl­maya başlamıştır ve buna bağlı olarak postmodern akım doğmuş­tur. Postmodern akımın modern mimariden en büyük farkı formun, ihtiyaca göre şekillenen yapıların aksine somut bir işleve sahip ol­mak zorunda olmamasıdır.

Dekonstrüktivizm, Postmo­dern bir eğilim olarak ortaya çıksa da aslen yeni bir başlangıçtır. Bu düşünceye göre bir yapının biçi­mini tasarlamak, fonksiyonunu çözmekten daha geri planda değil­dir. Oranları kabul etmeyen, sınır tanımayan, kalıplara sığmayan bir tasarım çizgisidir. Yani bir başka deyişle aykırı fikirlerin normal şekle bürünmüş hali diyebiliriz.

HEYDAR ALIYEV KÜLTÜR MERKEZI

Zaha Hadid’in Bakü’de ta­sarladığı Kültür Merkezi; dal­galanmaları, kırılmaları, alçalıp yükselmeleriyle akışkan bir forma sahiptir. İlham alınan nokta ise Azerbaycan mitolojisinde bulu­nan Hazar Denizi’nin yükselişi­dir. Çok işlevli bir mekân olan Kültür Merkezi arazinin yapısını reddetmeden ve var olan doğaya dokunmayarak tasarlanmıştır. Merkezin bu akımın en başarı­lılarından olmasını sağlayan bir faktör ise heykelsi formların iç mekân çözümleridir. Bu çözüm­ler detaylı düşünme ve planlama ile alanların en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Mimaride hareket fikrini benimseyen mi­marın bina kabuğu iç mekânları ayrıştırır. Malzemeyi de tasarımın bir parçası olarak görerek detay­ları birlikte düşünür. Zaha Hadid, mekân algısı konusunda: “Mi­marlık gerçekten refahla ilgilidir. Bence insanlar bir mekânda iyi hissetmek isterler. Bir yandan barınmayla ilgili ama aynı za­manda zevkle de ilgili…” diyerek mekânların duygularla ve enerjiy­le etkileşimini bize düşündürür.1

WALT DISNEY KONSER SALONU

Frank Gehry, dekonstrükti­vizm akımının temsilcilerinden sayılsa bile bir kalıba bağlı kal­mak istemez. Hatta küçük ölçekli projelerinde ekspresyonizm akımının parçalarını da hisse­debiliriz. İsmi anıldığı an akla “Dans Eden Ev” yapısı akla gelse de bugün yazımızda başka bir eserinden bahsedeceğiz; Lillian Disney’in eşi Walt Disney anısına yaptırdığı ölümsüz bir anıt.

Rijit olmayan strüktürler ve aykırı form tasarımları; güçlü bir hayal gücünün ürünüdür. Fakat onu anlayıp uygulamak da aynı meziyeti gerektirir. İnşaatın ilk safhasında şantiyedeki mimarın projeyi yanlış anlamasından kaynaklanan hatalar, proje maliyetini epey yükseltmiştir. Frank Gehry teknolojiye daha fazla ağırlık ve­rerek bunun önüne geçmeye çalış­mıştır. Fakat teknolojiyi kullanma yöntemi farklıdır. Birçok tasarımcı bilgisayar ile düşünerek projeyi orada oluşturur. Fakat Frank Geh­ry, projeyi zihninde bitirip yalnız­ca dijitale aktararak teknolojiyi bir araç olarak kullanır.

Rüzgârdan dağılmış bir çi­çeği andıran yapı, hareketli bir forma sahiptir. Yapısıyla şehrin bütününe aykırı olsa da şehrin bir parçası olmuştur. Açık hava mekânlarının halk tarafından sosyal alan olarak kullanıldığı bir kent merkezine dönüşmüştür.

Paslanmaz çelikle kaplanan eğri yüzeyler, ayna misali güneş ışıklarını farklı açılarda yansı­tarak günün her saatinde görsel bir şölen oluşturur. Konser salo­nunda en önemli husus “ses” için akustik uzmanları Yasuhisa Toyo­ta ve Minoru Nagata ile çalışarak her koltuktan müziğin eşit şekilde duyulmasını sağlamıştır. Yapı ses, görüntü ve dokunun başarılı ve farklı bir çözümü ile ilginç bir deneyim yaşatır.2

Özeleştiri yaparsak (ülke­mizde azınlıkta olan başarılı mimarları tenzih ederek) kendi çizgimizi bulamadık. Başkalarının çizdiği yollarda oradan oraya sav­ruluyoruz. Malzeme bakımından oldukça zengin olan kaynakları­mızı yeterince kullanamıyoruz. Özümüzde olan tasarım gücünü günümüz inşaat teknolojilerini ve malzemelerine uyarlayamıyoruz. Ne zaman ki kendimizi kumaşı­mızı tam anlamıyla tanıyıp ona uygun elbise dikersek imzamızı tekrar atacağız.

­1 Yapı Girişlerinin İç ve Dış Mekân Kapsamında Değerlendirilmesi: Zaha Hadid Yapıları Örneği Sevde Dinçer (Yüksek Lisans Tezi)

2 Ekspresyonizm Kavramı ve Mimarlıkta Ekspresyonizmin Frank Gehry Bağlamında İncelenmesi Hale Keskin Alemdar (Yüksek Lisans Tezi)

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir