Eser: A’mâk-ı Hayâl
Yazar: Filibeli Ahmed Hilmi
Hazırlayan: Ahmet Özalp
Yayınevi: Büyüyen Ay Yayınları
Kalbini, ruhunu ve bedenini dünyevî zevklerle tatmin edemeyip gerçek mutluluğun peşine düşen Râci, bir gün kendini bir mezarlıkta Aynalı Baba ile konuşurken buluverir ve o gün orada Râci’nin hakikat arayışında bir milat gerçekleşir. Zira yıllardır zihnini meşgul eden amansız sorulara bulacağı cevabın eşiğine gelmiştir. O eşik öyle bir eşiktir ki insanı yaratılışın ednasından âlâsına taşıyacak merdivenin ilk basamağıdır. Râci dermansız derdine derman olacağına inandığı Aynalı Baba’nın sohbetinin cezbesiyle hayalin derinliklerine dalar ve bizleri de bu eser vesilesiyle şahsına münhasır yolculuğuna davet eder.
Yolculuğun ilk durağı “Râci’nin Hatıraları” ana başlığı altında dokuz günlük yolculuk olarak dokuz bölümde anlatılmıştır. Dokuz bölüm adeta dokuz gün boyunca katedilen mesafelerde bir konak misali fısıldar bize:
“Gözlerim dalıp gidiyor ateşe. Usulca sıyrılıyorum zamandan ve mekândan. Hülyalara dalıyorum gecenin koynunda…”
Her bölümde farklı bir dünyaya uyanan Râci nihayetinde asıl saadetin Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle kâinata dağıldığını anlar. Artık Râci için varlık da yokluk da birdir.
Yolculuğun ikinci durağı “Manisa Tımarhanesi” başlığında ise mürşidiyle birlikte Anadolu’yu gezen Râci’nin aklını yitirip tımarhaneye düşüşü anlatılır. Tımarhaneden arkadaşına yazdığı mektuplardan anlaşılmaktadırki Râci buhranlarından kurtulmuş; zihni ve kendi de hürriyetine kavuşmuştur. Öyle ki bir müddet sonra kendisine danışılan bir mürşit hâline gelmiştir.