Sözüne kıymet verdiğim biri söylemişti: Fiziksel yorgunluk yüzünü yıkamanla ya da uyumanla geçer ama ruhsal yorgunluk o kadar kolay geçmez. Zaman geçtikçe daha iyi anlamaya başladım bu sözü. Hani demiş ya şair “Bu söz asıl anlamını kavradı” diye. O hesap benimki de. Ruh yorulursa; bir kere önce bunu fark etmen gerekir. Fark ediş de genelde bir çöküş ya da buhran süreciyle oluyor. Sonra sebebini bulmalı. Belki aylar sonra tamamlanan bu iki sürecin akabinde yüzleşmek ve iyileşmek gelirse ruh yorgunluğu ortadan kalkar. Yalan yok, insan tazelenmiş hisseder. Çektiğiniz sancılar meyve verir: daha dinç bir ruh.
Bir de ruh emici bir ritüel var çoğumuzda: “Keşke” demek. İnsan, bunca yorgunluk yetmez gibi bir de falan sebepten dolayı keşke kendime yüklenmeseydim der, kendini tüketir. Keşke, geçmişten bugüne sürüklediğimiz ağır torbalara benziyor benim nazarımda. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hadis-i şerifinde buyurmuş ki “Başına bir iş geldiği zaman keşke şöyle yapsaydım, o zaman böyle olurdu deme. Allah’ın takdiri böyleymiş, O dilediğini yapar, de. Çünkü keşke şöyle yapsaydım sözü, şeytanın vesvesesine yol açar.” (Müslim, Kader, 34). Hakikaten, bu yüce söz asıl anlamını kavradı benim için. Tabii insan hiç mi tekrar etmez aynı hatayı, hiç mi gaflete düşmez. Düşer elbet, hem de ilk kez düşüyormuş gibi. İş ki biz düşersek düzlükte yürüyen bir dostumuz elimizden tutup kaldırsın.
Bizi keşke demeye, pişmanlığa, ye’se düşüren şeylerden biri de gerçekleştiremediğimiz potansiyeller yahut hayallerdir. Sanki potansiyel denen şey tamamını doldurmamız gereken bir testi de biz de o testinin sakasıyız. Dünya bunu dayatıyor. Dünya bize hiç “olduğu kadar” demiyor maalesef. Kabul etsek de etmesek de stresimiz, sıkıntımız, kaygımız birazda buna bağlı. Dünyanın demediğini kendimize demeye başlamamız genelde kaygılarınızdan kurtulmaya ihtiyaç duyduğumuzdadır. Tahammülümüz dolana kadar fark etmeyiz. İnsan kendi kıymetini anlayabilmekte acımasız olabiliyor. Koşturmak gerekiyor sanki durmamak… Yorulduğun sürece bir değerin olur gibi. Hâlbuki arada durmalı, nabzını saymalı, gökyüzüne bakmalı.
