Eser: Ahlâk-ı Nâsırî
Yazar: Nasîrüddîn-i Tûsî
Çevirmen: Anar Gafarov & Zaur Şükürov
Yayınevi: Litera Yayınları
Ahlâk kavramı, Antik Yunan’dan Orta Çağ’a, Aydınlanma’dan yirminci yüzyılın analitik ve kıta felsefesine uzanan geniş tarihsel süreçte farklı ontolojik, epistemolojik ve normatif çerçeveler içerisinde ele alınmış ve yeniden formüle edilmiştir. İslam düşünce geleneğinde ise ahlâk sahasında kaleme alınan eserler incelendiğinde, Nasîrüddîn Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî adlı eseri, konuyu sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alan en önemli klasik metinlerden biri olarak öne çıkmaktadır.
Eser, üç temel sacayağı üzerine inşa edilmiş olup bunlar; ahlâk-ı nazarî (teorik ahlak), ahlâk-ı amelî (pratik ahlak) ve ahlâk-ı medenî (siyasî-toplumsal ahlak) olarak ifade edilebilir. Bu üçlü yapı, nefsin kemâli ve noksanlıkları, erdemlerin ontolojik imkânı, ruh sağlığı ile erdem arasındaki ilişki gibi konuları derinlemesine tahlil ederken, geçmişindeki ahlâk literatüründen ayrışan özgün bir yaklaşım sergilemektedir.
Eserin teorik bölümü, insanın nefsî yapısını ve erdemlerin kazanılma sürecini psikolojik ve metafizik bir perspektiften ele alırken ikinci kısım, amelî hikmetin aile alanına yoğunlaşmakta ve de ev idaresi, hane içi ahlâkî ilişkiler gibi konular, Aristoteles ve Eflatun’un görüşlerinin yanı sıra İbn Sînâ, Gazzâlî ve diğer İslam düşünürlerinin fikirleriyle sentezlenerek incelenmektedir. Son bölüm ise siyasî ahlâka ayrılmış olup; bireysel nefis terbiyesinden başlayarak aile, toplum ve devlet yönetimine uzanan kademeli bir ahlâkî düzen tasavvur edilmektedir.
Tûsî, söz konusu hiyerarşik yapıda, bireysel ahlâkın toplumsal ve siyasî ahlâkın temelini oluşturduğunu savunmaktadır. Bunun yanı sıra eser, satır aralarında sunduğu mesajlarla, konfor bağımlılığı, nefse aşırı düşkünlük ve haz merkezli yaşam gibi insanlık tarihinin süreklilik arz eden ahlâkî sorunlarına yönelik eleştirel ve yol gösterici bir perspektif sunmaktadır. Bu yönüyle Ahlâk-ı Nâsırî, yalnızca ortaçağ İslam düşüncesinin en kapsamlı ahlâk sistemlerinden biri olmakla kalmaz, aynı zamanda insanın nefisle mücadelesine dair zamansız ve evrensel nitelikte reçeteler barındıran bir eser olarak da dikkat çekmektedir.
