Çarşamba, Şubat 4, 2026

Yorgunluğumuza Bir Şifa: Edebiyat

Fatıma Betül Özdemir
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi-Türk Dili ve Edebiyatı

Paylaş

İnsan yorgun bir varlıktır. Fakat bu öyle ilk etapta sanıldığı gibi fiziksel bir yorgunluktan çok daha fazlasıdır. İsmet Özel’in kaleminden döküldüğü gibi yaşamak suçunu taşımanın getirdiği bir yorgunluktur bu… İşin ilginç kısmıysa bu yorgunluğu insan oturarak, boş durarak geçiremez; bu ancak daha da artmasına sebep olur üzerindeki yükün. Bu yüzden İnşirah suresinde “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul” der Allah Teala. İnsan yalnız böyle dinlenebilir çünkü. Yaşama sorumluluğunu ancak çalışmak hafifletir.

Hepimizin en az bir kere bile olsa karşımıza çıkan ve ne yazık ki bazen sadece sloganlaştırdığımız Hasan el-Benna’nın “Yarınlar yorgun olanların değil rahatından vazgeçenlerin olacaktır” cümlesi üzerine biraz düşünelim. Bugünün insanı çok değil sadece on beş dakika dahi haberlerle iştigal olsa içeride ve dışarıda ne kadar çok düzeltilmesi gereken mesele olduğunu kolaylıkla görebilir. Bu durumun diğer nesillerden bizi ayıran ve bir övünç kaynağı olarak gördüğümüz teknolojinin -daha da özelde sosyal medyanın- aslında bize nasıl ağır bir sorumluluk da getirdiğini fark etmeliyiz. Zira sadece kendi köyünden veya mahallesinden haber alabilen birkaç kuşak öncesinin insanıyla; dünyanın her yerinden haberdar olup bunu engellemek için ses çıkartabilecek gücü olan bizlerin yükümlülüğü aynı değil.

Şimdi Hasan el-Benna’nın sözüne geri dönelim, iyi bir gelecek istiyorsak bugünden harekete geçmeden bunun olmasını nasıl bekleyebiliriz ki? Bu sadece insani sorumluluklarımızdan da ibaret değil ayrıca, aynı zamanda kişisel hayatımız için de üzerinde düşünmemiz gereken bir konu. İyi bir mevki mi istiyoruz, çalışmalıyız; iyi bir ev, araba mı istiyoruz çalışmalıyız; iyi bir insan mı olmak istiyoruz bunun için de çalışmalıyız ve dahi iyi bir insan olmayı istemek için bile çalışmalıyız. Fakat işe tamamen maddeci bakmanın bize uygun olmadığı düşüncesindeyim çünkü bizim için yorulmak ve dinlenmek kavramı şu anki düzenin sunduğu dinlenme yöntemlerinden ibaret değil. Sabah uyanıp samimiyetle Allah için çalışmak için niyetlenen bir insanın, işinde de molasında da hatta uykusunda dahi işini devam ettirdiğini bildiğimize göre, bu niyetle yapılmayan bir dinlenmenin nasıl ruhumuzu yoran yaşama sorumluluğunu hafiflettiğini düşünebiliriz ki?

Ağır da olsa bu dünyaya gelişimizin sadece günleri devirmekten ibaret olmadığını kabul etmeliyiz. Tabii insan tebdil-i mekâna/ havaya ihtiyaç duyduğu gibi yeni fikirlere ve düşüncelerle de ihtiyaç duyar ve yolunu bunlarla şekillendirmek ister. Benim için edebiyat bu noktada bir danışma görevi görüyor. Bazen bir mısra bazen de bir cümle sanki bütün sorularımın cevabını verebiliyor. Ve diyorum ki evet işte beni yeniden hızlandıracak bir ipucu buldum, şimdi daha da kuvvetli bir şekilde çalışmaya devam edebilirim. Bence bunların en bilindiklerinden biri şüphesiz Necip Fazıl’ın Gençliğe Hitabesidir:

 “Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert “Ben varım!” cevabını verici, her ferdi “Benim olmadığım yerde kimse yoktur!” duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik…”

Her bir cümlesi ayrı bir değerde olan hitabenin bu kısmında insan yeniden yürüme cesaretini kendinde bulabiliyor. Bununla beraber hep gözümün önünde durması için masama yerleştirdiğim Bu Ülke kitabında Cemil Meriç:

“Unutma ki tavan arasında yaratacağın büyük sanat eseri, milyonların şuurundaki zinciri kırabilir…”  

Sözleriyle de hakeza geç saatlere kadar masa başında kaldığım ve yorulduğum anlarda benim imdadıma yetişmiştir hep. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün elbette ama bir şiir var ki ne zaman denk gelsem bana kendimi sorgulatır:

“Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik.”

Orhan Veli’nin Vatan İçin adlı bu şiiri, her şeyin ardından, gece yatmadan önce oturup yapılanları sorgulamamızı sağlatacak bir şiir. Bunu vatan için, ümmet için, İslâm için yani hayatımızın merkezine yerleştirdiğimiz her fikir için yapabiliriz hem de.

Dediğim gibi bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Herkesin beslendiği kaynak birbirinden farklı olmakla beraber naçizane her insanın bir gün bir mısrada kendisine iyi gelecek ve ona yarınları güzelleştirmek için çalışmasında ilham verecek bir güzellikle karşılaşacağından da eminim. Yeter ki niyetimiz Allah için çalışmak olsun. Gayret bizden tevfik Allah’tan.

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir