Perşembe, Ocak 15, 2026

Ruhun Sinsi Tuzağı: Konfor

Rumeysa Toker
İstanbul Üniversitesi-İlahiyat Fakültesi

Paylaş

“Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir.”

(Paulo Coelho)

Konfor, sıcak ve tanıdık bir alan, bireyi dış dünyanın bilinmezlerinden koruyan bir kalkan gibidir. Ancak bu sükûnet bireyi atalete sürükleyen bir yanılsamaya da dönüşebilir. Zihin ve ruh bu alanda güveni ve huzuru bulduğunu düşünürken sessiz bir bitkinliğe de teslim olur. Dışarıya atılmayan adımlar, alınmayan riskler, ertelenen hayaller, kaygılar, hedefler zamanla birikir. Bu durağanlık bireyde kendine güvensizlik ve içsel boşluk duygusu oluşturur. Ruh, gelişim ve tekamülden mahrum kaldığında ise yaşama karşı dirençsiz ve isteksiz bir hal alır. Bu durum potansiyelin geliştirilmesini engelleyerek tatminsiz ve eksik bir yaşam sürmeye nihayetinde ilerleme ve gelişim yetisinin zayıflamasına yol açar.

KONFORUN SESSİZ TEHLİKESİ

Sürekli gelişen ve değişen dünyada yenilikler ve bunların takip edilmesi bir gereklilik halini almıştır. Ancak zihin, bilinmeyen ve alışılmışın dışındaki durumları güvenlik tehdidi olarak algıladığı için yeniliğe tepki gösterir. Bu tepkinin sebepleri arasında yaralanma ve ölüm korkusu, rahatsızlıktan kaçınma, sosyal fobiler, karşılaşılabilecek olumsuz değerlendirmeler, başarısızlık korkusu, kontrol kaybı hissi, risk ve belirsizlik algısı sayılabilir. Bu durumlar aslında bireyin konfor alanında kalmayı tercih etmesinin de sebepleridir.

Günlük rutinleri tekrar etmek bireyin huzuru ve güvenliği açısından olumlu olarak değerlendirilebilir ancak uzun vadede bu durum bireyin zorluklarla karşılaşmasını engeller. Yeni deneyimler veya fırsatlar ile karşılaşamayan birey, farkındalık duygusu ve kişisel gelişimden yoksun kalır. Yaşam aynı olaylar silsilesinin tekrar ettiği bir alan değildir. Farklı durumlarla karşılaşmak hayatın bize sunduğu en tabii süreçtir. Bu sebeple daima konfor alanında kalan birey olağandışı gelişen olaylarla baş edebilme ve farklı bakış açıları geliştirebilme yetilerinden uzak kalabilir. Nihayetinde konfor alanında kalmak kısa vadede güvenlik sağlasa da uzun vadede hayatla tam anlamıyla bütünleşmeyi engeller.

KONFORUN ÖTESİNDE GELİŞİM

İçimizde bizi yönlendiren ve eylemlerimizi düzene koyan sessiz bir güç vardır. Bu güç yani bireyin benliği, onun zamanla, hedefleriyle ve hayalleriyle olan mücadelesinde pusula görevi görür. Zaman mefhumu ile sürekli münakaşa halinde olan insan aynı zamanda onun boyunduruğu altındadır. Birey günlük hayatta yapacağı işlerden uzak hedeflerine kadar her an zamanın, sürekli baskısı ve sınırlamaları altında hareket eder. Dolayısıyla zamanı iyi değerlendirmek, insan için en kritik meseledir. Hal böyle olunca hayaller, hedefler ve bunların getirdiği kaygı, insanın zaman ile mücadelesinin bir yansıması haline gelir.

Diğer canlılardan farklı olarak geleceğe karşı kaygı duyan ve onu kontrol etmeye çalışan birey, sürekli bir arayış hâlindedir. Bu arayış hem hayatına yön verme isteğini hem de belirsizlik karşısındaki huzursuzluğunu besler.

Bu noktada bireyin kendini tanıması ve gözlemlemesi gerekir. Zira, davranış ve düşünce kalıplarını fark etmek, bireyin hangi sınırları kendisinin koyduğunu anlamasını ve kaygı düzeyini kontrol etmesini sağlar. Bu farkındalık, bireyin yaşamındaki otomatikleşmiş tepkileri sorgulamasına ve değişim için bilinçli adımlar atmasına olanak tanır. Kişi, kendi sınırlarını tanıdıkça onları aşma cesareti de kazanır.

KONFOR ZİNCİRLERİNİ KIRMAK

Her birey günlük yaşamda pek çok stresli olayla karşı karşıya kalabilir. Bu anlamda stresle başa çıkma stratejilerini öğrenmek konfor alanı dışına çıkmanın bir yoludur. Bunlar arasında bedensel egzersizler, meditasyon ve nefes teknikleriyle zihni rahatlatma, sosyal ilişkilerden destek alma, farklı bilimsel, sanatsal veya kültürel etkinliklere katılma, dua ve ibadet, zamanı verimli kullanma gibi çeşitli yöntemler yer alır (Güçlü, 2001: 102). Bireyin diğer kişilerden sosyal destek alması da çevresindeki insanlarla kurduğu etkileşimler sayesinde düşünme biçimini geliştirir. Böylece birey, yeni davranış kalıpları öğrenir ve kendi sınırlarını fark eder. Destekleyici ilişkiler, kişinin potansiyelini açığa çıkararak risk almasını sağlar ve gelişime açık hale getirir.

Kişinin hedeflerini güncellemesi ve kişisel gelişiminin devamlılığını sağlaması konfor alanının dışına çıkmasının diğer yollarıdır. Yeni öğrenme stratejilerinin geliştirilmesi de bu alanın aşılmasında önemli bir husustur. Nitekim gerçek öğrenme, konfor alanının dışında gerçekleşir. Çünkü yeni bilgiler ve beceriler, belirsizlik ve zorlukla yüzleşildiğinde kazanılır. Korkularla yüzleşmek ve onların üzerine gitmek de bir başka yöntem olabilir. İnsan korkusunu kontrol altına alabilirse öğrenme ve gelişmeye daha açık hale gelir. Ayrıca sınırlarını aştığı için kendine duyduğu güveni de pekiştirmiş olacaktır. Küçük adımlarla ilerlemek ise görev ve sorumlulukların aşamalı olarak yapılmasını sağlayarak motivasyonu pekiştirir. Bu durum kişinin sürdürülebilir adımlar atmasını sağlayarak alışkanlıkları dönüştürür. Böylece konfor alanı, bir engel olmaktan çıkıp gelişimin başlangıç noktası hâline gelir.

Rutinlerine ve konforlu yaşamının risksiz döngüsüne ne kadar bağlı olsa da iç dünyasındaki değişim ve ilerleme arzusu insanı gelişmeye yönlendirir. Bu iki eğilim arasındaki çatışma, bireyin hem güvenlik hem de anlam arayışını derinleştirir. Çünkü anlam, bireye bir yaşam arzusu ve yaşamın getirdiklerine karşı mücadele etme bilinci de sağlar. Bu nedenle konforun ötesine geçebilmek, bireyin potansiyelini gerçekleştirmesi ve yaşamına derinlik kazandırması açısından zorunludur. Yaşamında bir anlam bulabilen birey hem ondan memnuniyet duyar hem de manevi boşluğunu doldurmuş olur.

KAYNAKÇA

Baymur, B. F. (2020). Genel psikoloji (15. basım). İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

Cüceloğlu, D. (1996). İnsan ve davranışı: Psikolojinin temel kavramları. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Frankl, V. E. (2019). İnsanın anlam arayışı (S. Budak, Çev.). İstanbul: Okuyan Us Yayınları.

Güçlü, N. (2001). Stres yönetimi. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 21(1), 91–109.

Karaman, H. (Haz.). (2014). Kur’an yolu meâli. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

Tarhan, N. (2012). Genç arkadaşım. İstanbul: Timaş Yayınları.

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir