Pazartesi, Aralık 1, 2025

Şükürle Dolan Bardak

Nurşen Yılmaz
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi-Psikoloji/Sosyal Hizmet

Paylaş

İnsanoğlu hayatının her anında güzellikler ile karşılaşmak ister. Yaşamın kendisine iyi ve güzeli sunmasını temenni eder. Peki, hayatın her anında güzellikler ile karşılaşmak ne kadar mümkündür? İnsan, olağan akış içerisinde karşılaştığı olumlu ya da olumsuz olaylara nasıl bakar? Dünya hayatında bir yolcu olduğunu gerçekten idrak edebilir mi? Bu yolculuktan ne umar ne bulur?

Bu yazıda sizlerle birlikte bir yolculuğa çıkacak, sorularımıza cevap bulmaya çalışacağız. Bardağın boş ya da dolu kısmına odaklanmanın hayatımızdaki yerini inceleyeceğiz. Olumlu taraftan bakabilmenin yanında şükretmenin nimetlerine değineceğiz. Haydi şimdi hep beraber bardağımızın boş mu yoksa dolu mu olduğunu görelim.

HANGİ PENCEREDEN BAKACAĞIZ?

Yaşamımız boyunca birçok şey deneyimleriz. Bu süreçte karşılaştığımız olaylardan ve çıktığımız bu yolculuktan keyif almak bizim elimizdedir. Yolculuktan alacağımız keyif ise tamamıyla ne düşündüğümüz ve bakış açımızla doğrudan ilişkilidir. Mesela, şu gibi varsayımları birçok yerde görmüş ya da duymuşsunuzdur: “Bardağın dolu tarafını görebilmeniz için olumsuz düşüncelere kulak tıkamanız, olumlu bir bakış açısına sahip olmanız ve enerjinizi emen insanlardan uzak durmanız gerekir.” Çünkü eğer bunları yapmazsanız hayata olumlu bakamayacağınız varsayılır!

Ama kimse de çıkıp demez ki sen boşluklarla nasıl baş ediyorsun? Mesele olayların iyi tarafını gördüğünde kötü tarafa hiç bakmamak mıdır? Yaşamdaki olumsuz gerçeklikleri bastırıp görmezden gelerek sadece elimizdekilere odaklanmak bir çözüm müdür? Aradığımız cevap kuşkusuz burada değildir.

TOKSİK POZİTİFLİK

İnsanlar kendisini sürekli mutlu hissetmek adına toksik bir pozitiflik sergileyebilir: “Her şey güzel olacak! Daha kötüsü de olabilirdi! Bardağa dolu tarafından bak!” Peki, ama Jude Beck’in de dediği gibi: “Yeterince mutlu olmadığınızı düşünmek de sizi mutsuzlaştırıyor.” olabilir mi?

Sizce de zehirlenmiyor muyuz? Hayatın getirdiği kontrolümüzde olan ya da olmayan olumsuzlukları görmemek, bastırmak, kabullenmemek… Bu toksik pozitifliği yaşamak ve bu şekilde mutlu olmaya çalışmak… Bardağın dolu kısmına bakmaktan kastedilen böyle bir şey midir?

İnsanların pozitif bir düşünce yapısı oluşturması temelde güçlü bir baş etme mekanizmasına sahip olması ile meydana gelir. Birey, yaşadığı olumsuzları görmezden gelmeden ancak bardağın dolu tarafıyla ilgilenmelidir. Bu açıdan bakıldığında yaşadığımız negatif durumlar başa çıkma becerilerimizi geliştirebilir. İnsanlar bazı durumlarda olumsuzluklarla baş edemeyeceklerini düşünerek bunları görmezden gelirler. Ama yaşadığımız negatif deneyimler yok olmaz ya da kaybolmaz. Bu nedenle sorunlarla yüzleşmeli ve çözüm üretme arayışına girmeliyiz. Şu anda bardağın dolu tarafına odaklanmak ile ilgili anladığımız şey, olumsuzu sil olumluya bak kadar basit bir şey değildir. “Ne hissederseniz hissedin duygularınızın geçerli olduğunun farkına varın. İyi olmamak da makbul.” der Dattilo. Yani iyi olmamayı da kabullenin. Onunla başa çıkmayı deneyin ve iyi olmayanın size ne kazandırdığına bakın. İşte ancak o zaman bardağın dolu tarafına bakabiliriz. Öte yandan Dattilo’nun da dediği gibi yaşadığımız sürece kötü hissettiğimiz birçok an da olabilir: “Aynı anda hem pozitif bir bakışa sahip olup mutsuz hissetmek normal. Kötü hissederken de geleceğe bakabiliriz. Bunların ikisi de sağlıklı bir bakış ve iyi hissetmek için gerekli.”1

Peki, aynı anda hem pozitif bakışa sahip olup hem de nasıl mutsuz hissedebiliyoruz?

ŞÜKÜR

Yapılan bir çalışmaya göre bireyin yaşadığı anın kıymetini fark edebilmesine yardımcı olan, insanın içinde taşıdığı mutluluk unsuru, yaşamın acı ve sıkıntılı yönleriyle ile baş etmesinde çokça faydası olan o sihirli ve bir o kadar da etkili kelime “şükür”dür.

İnsanların mutluluk düzeyleri yaşadıkları durumlara göre değişkenlik gösterse de şükür, bu mutluluğun daha kalıcı olmasına yardımcı olur. Burada bahsedilen şükür unsuru yaratıcının lütfuna duyduğumuz hürmetten ziyade daha geniş anlamda şükreden yani kadirşinas olan insandır. Kişi, dini inanca sahip olsa da olmasa da böyle bir düşünceye, görüşe sahip olabilir. Ancak bu konu ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde özellikle dini yönelimi olan bireylerin şükretmeye daha yatkın olduğu sonucu karşımıza çıkmaktadır. Şükretmenin önemini ve nimetlerini; şükür ile hayat memnuniyeti, iyi olma ve mutluluk arasındaki güçlü bağların varlığı da göstermektedir. Bireylerin şükretme düzeyleri arttıkça hayattan memnun oluşları, planlama becerileri, kendini teselli etme, kabullenme, duygusal destek düzeyleri ve yaşamda göstermiş oldukları çaba da artmaktadır.

Sonuç olarak asıl kıymetli olan, yaşadığımız olumlu ya da olumsuz durumların dolu ya da boş taraflarından birine odaklanmaktan ziyade bazen güzelliklerine bazen de eksiklerine şükrederek durumu olduğu hâliyle kabullenebilmek ve “Bu olay bana ne kazandırdı?” şeklinde düşünebilme becerisini kazanmaktır. “Tüm bunları yaşamasaydım, deneyimlemeseydim şu anki ben olabilir miydim?” bilinciyle şükretmek, her hâlükârda o bardağı doldurmanızı sağlayacaktır.

1 “Toksik pozitiflik” nedir: Bardağın dolu tarafına bakmak sizden ne götürüyor? | Independent Türkçe (indyturk.com)

İlginizi Çekebilir

İlginizi Çekebilir